13 Ocak 2012 Cuma

Sabretmenin Son Tesbih Taşında Yüreğim..

Sabretmenin son Tesbih taşında yüreğim.. Doksan dokuzuncu taşı elimde sabrın... Korkuyorum o bittiğinde bende bitmiş olacak tahammül.. Yine de son taşıdır sabrın dayandırır beni bir vakit daha bilinmeye.. Sonrası... Bilmiyorum sonrasında içimdeki boşluğun yerini neyi eklerim elimdeki Tesbih’in yerine neyi koyarım bilmiyorum.... Sabrediyorum işte.. Hem de her şeye... Son taşı sıkıca tutuyorum parmaklarımın arasında. Kayıp gidecek her şeye hazırlıklı olsun istiyorum yüreğim. Olmuyor, bir insan kendini ne kadar hazırlayabilir bir bilinmeyene... Düşünmek istemiyorum.. Şimdi yapabildiğimce sabırlı olmak istiyorum. Son taşını elimden düşürmemek için sabrın.. Gayret ediyorum sınırsız bir infilak yaşıyor içim. Sanki birazdan patlayacak kederinden ve son taşta düşecek ellerimden.. Düşmesin gücüm yettiği kadar bende kal bilinmezliğim.. Gücüm yettiği kadar ve bende kalabildiğin kadar kal sabrım..

Öylemi Gerçekten?

Birini Sevmen İçin Elle Tutulur Bir Neden Bulamıyorsan Eğer,
Onu Sahiden Seviyorsun Demektir...

Yeni Bir Sayfada Sana Bakmak

Her Şey Yapılabilir

Bir Beyaz Kağıtla

Uçak, Örneğin Uçurtma, Mesela

Altına Konabilir

Bir Ayağı Ötekilerden Kısa Olduğu İçin

Sallanan Bir Masanın

Veya Şiir Yazılabilir

Süresi Ötekilerden Kısa

Bir Ömür Üzerine.

Bir Beyaz Kağıda

Her Şey Yazılabilir

Senin Dışında

Güzelliğine Benzetme Bulmak Zor

Sen En İyisi Sana Benzemeye Çalışan

Her Şeyden

Bir Gülden, Bir İlk, Bir Sonbahardan Sor

Belki Tabiattadır Çaresi

Senin Bir Çiçeğe Bu Kadar Benzemenin

Ve Benim

Bilinci Nasırlı Bir Bahçıvan Çaresizliğim

Anlarım Bitkiden Filan

Ama Anlatamam

Toprağın Güneşle Konuşmasını

Sana Çok Benzeyen Bir Çiçek Yoluyla.

Sen Bana Işık Ver Yeter

Bende Filiz Çok

Köklerim İçimde Gizli

Gelen Giden, Açan Soran, Bere Budak Yok

Bir Şiir İstersin,

"İçinde Benzetmeler Olan"

Kusura Bakma Sevgilim

Heybemde Sana Benzeyecek Kadar

Güzel Bir Şey Yok.

Uzun Bir Yoldan Gelen

Tedariksiz Katıksız Bir Yolcuyum

Yaralı Yarasız Sevdalardan Geçtim

Koynumda Bir Beyaz Kağıt Boşluğu

Her Şeyi Anlattım

Olan, Olmayan, Acıtan, Sancıtan

Bilsem Ki Sana Varmak İçindi

Bütün Mola Sancıları

Bütün Stabilize Arkadaşlıklar

Daha Hızlı Koşardım

Severadım Gelirdim

Gözlerinin Mercan Maviliğine

Sana Bakmak

Suya Bakmaktır

Sana Bakmak

Bir Mucizeyi Anlamaktır

Sana Sola Bakmadan Yürüdüğüm Yollar Tanıktır

Aşk Sorgusunda Şahanem

Yalnız Kelepçeler Sanıktır

Ne Yazsam Olmuyor

Çünkü Bilenler Hatırlar

Hem Yapılmış, Hem Yapma Çiçek Satanlar

Bahçıvan Değil Tüccarlardır

Sen Öyle Göz

Sen Öyle Toprak Ve Güneş Ortaklığı

Sen Teninde Cennet Kayganlığı İken

Sana Şiir Yazmak Ahmaklıktır.

Bir Tek Söz Kalır

Dişlerimin Arasından

Ben Sana Gülüm Derim

Gülün Ömrü Uzamaya Başlar

Verdiğim Bütün Sözler

Sende Kalsın İsterim

Ben Sana Gülüm Derim

Gül Sana Benzediği İçin Ölümsüz

Yazdığım Bütün Şiirler

Sana Başlayan Bir Kitap İçin Önsöz.

Sana Bakmak

Bir Beyaz Kağıda Bakmaktır

Her Şey Olmaya Hazır

Sana Bakmak

Suya Bakmaktır

Gördüğün Suretten Utanmak

Sana Bakmak

Bütün Rastlantıları Reddedip

Bir Mucizeyi Anlamaktır

Sana Bakmak

Allah'a İnanmaktır. .

YILMAZ ERDOĞAN

Özleme!

Sakın benim seni özledigim kadar özleme . Canın yanar , Ciğerin sökülür , Nefesin kesilir

Sen Ol da!

Sen ol da ister yâr ol, ister yara, lütfunda başım üstüne, kahrında...[Şems-i Tebrizi]

11 Ekim 2011 Salı

Sensizlik

Mevsimlerin Suçu Yok "Sensizlikten" üşüyorum.

9 Ağustos 2011 Salı

Artık Rüya Görmekten Vazgeçip, "Rüya" Olmayı Beklersin...

Hayat dediğin içinde büyüttüğün birkaç parça umuttan ibaretmiş....
dokunmasınlar diye inadına baharlar büyütürmüşsün....
ama ya söndürürlerse....
ya bağrından baharları...
sevgiye dair ne varsa söküp alırlarsa....
işte o zaman hayat söylenecek son sözü söylermiş....

'aşk bir rüyadan ibaret çocuk, senin kendince büyüttüğün rüyalardan..aslında sahibinin hep sen olduğu rüyalardan..uyumadığın, ama uyanmakta istemediğin rüyalardan....sen rüyanın kahramanını umursamazsın aslında...kim olduğu, ne olduğu, nasıl olduğu,nasıl konuştuğu,nasıl oturduğu önemli değil!...senin sevgin; aslında içindeki senden varolan, senin yüreğinin büyüklüğüyle ölçülür....kahramanın bir çöpçüde olabilir dilenci de, bir prenste, prenseste....önemli olan senin onu nasıl gördüğündür...hakedip haketmediğine de bakmazsın..aşk bu ya!..ee bu da senin yüreğinin büyüklüğüdür...sadece 'sev' dersin....'sev!' oda sever....ve sen gerçeğe uyanana kadar o rüyalara büyürsün..ve karşındakini de büyütürsün..en acısı belki o bile ne kadar büyük olduğunu bilmiyordur..belki o senin ona yakıştırdığın hiçbir sıfatı aslında kendinde taşımıyordur..belki o bile hala nerede durduğunu farketmiyordur...yani aslında o bile, sende ne anlam uyandırdığını hala bilmiyordur..ve bil ki...hiç birzaman öğrenemeyecektir...öğrenmesi için senin gözünden kendini görmelidir...ve asla göremez...göremeyecektir....yani gerçeğinden bağımsız bir sevgidir her zaman yaşadığın....aslında hiçbir şarkı sizin değildir!..'sen'indir...aslında okuduğun hiçbir şiiri o yazamıştır sana...ama o yazmış gibi okursun..hatta ağlarsın....aslında hiç bir filme 'siz' ağlamamışsınızdır..sadece 'sen' ağlamışsındır...gezdiğiniz sahil kenarları da belki o kadar güzel değildi....belkide sendin onları güzel yapan...yani anlayacağın; sen hep kendinle yaşadın aşkını...aslında o bile nerede, kimde, nasıl olduğunun farkında değildi ki.....ve işte en acı an gelir çocuk....'hadi' uyanma vakti!' denilir sana...'onca büyüttüğün rüyalarını al!...senden birşey bırakma...zaten yalandı herşey..rüyaydı..sen kendi kendine yaşamıştın...karşındaki hiç bildiğin gibi değildi!...bırak sevgiyi, aşkı, biz demedikmi sana rüyadan ibaret diye.bir kaç anlık mutluluktu sana bahşedilen...ne sanmıştın?...hayat iki fiil!..yaşa ve öl! herşey iki fiil!..başlar ve biter!..hadi topla ceplerine hatılaraları..haydi çocuk...gerçeğe uyanma vaktidir'....ve hiçbirşeyin ölümsüz olmadığını anlarsın o an ...hayat bu!....tek bildiğin o an zaten yaşamadığındır...öldüğün...öldürüldüğündür...ama yine de gülmek zorundasındır hayata..nefes aldığın müddetçe..yalnız bir şartla...'Bir daha asla böyle sevmeyeceğim!...
işte bu sözle öğrenmeye başlarsın hayatı...


orta karar bir hayat sunulmadı hiç önüme benim.....
ya herşey haddinden fazlaydı....
ya da kocaman bir hiç....
hiçbir zaman orta şeker bir kahveyi tatmayı bilemedi dilim.....
ya çok tatlısı geldi...
ya da gereğinden fazla yandı içim....


işte bu öğretilerin ardından, mazi denen çıkmaza gömülüp gidersin binbir pişmanlıklarla.....ama bilirsin..öğrenirsin..ve büyürsün çekilen acılarınla.....
ve en kötüsü...söylenecek olanlara geç kalmak.....susulacak olanlara erken davranmak olur 'keşke'lerinin ardında.........
önce acılarınla yanıp kül olursun, kimi zaman gelir kendinin içinde, kimi zaman gelir bir başka bedende...acının adresi nereye vuruyorsa..orda boğulup boğulup gidersin...
ve yüreğine vuran her selden sonra....ardında kalan kum tanelerini toplarsın cebine....ve yanmış umutlarını....bir şişeye koyup hepsini....savurursun geldiği yere...yani denize.....o şişe ulaşacağı yere ulaşırmı bilemezsin..ulaşması da artık senin için hiçbirşey ifade etmez!.....sadece aldığın yere teslim edersin...ve yemin edersin bir daha sevmemeye.....beklemekten vazgeçmiş dizlerinle....onun seni gelip bulmasını beklersin bu kez.....ama gelse de eskisi gibi hani denize ilk saldığın gibimi gelir umutlar?.....eskisi gibi cesaretini toplayıp bir daha toplayabilecek gücün varmıdır bu kez her bir kum tanesini?....bir kez daha mı dersin...yinemi?...'yok kalsın!' dersin...ve yemin edersin ikinci kez ölmemeye!...aşkların olmuştur...yaraların.....pişmanlıkların..suskunluk ların..geç kalmışlıkların vardır çünkü artık senin.....ve çökmüş dizlerin....ve ikici kez ölmemek için...ve öğrenirsin çocuk...düşe kalka öğrenirsin..hayat bu ya!...yine kendi kendine öğrenirsin......
ARTIK RÜYA GÖRMEKTEN VAZGEÇİP, 'RÜYA' OLMAYI BEKLERSİN.....